Aleyhine olan rüyalarım bile senin lehine gerçekleşiyor…
PERİ MASALININ DEVAMI…
Masal mı değil mi hayal dünyasına kalmış. Masal olmasa da gerçeğin masala uyarlanmış hali veya masal tadında bir gerçek. Çünkü masallar hep mutlu sonla biter, iyiler kazanır. Biz de bu güçlü bağımızın bu şekilde devam etmesi ve mutlu bitmesi için dilekler diliyoruz. Benim doğumgünümde benden istenen dileğin devamını getirmek, her daim hatırlatmak lazım bizi karşılaştıran güce. Şimdi sıra iyilik meleğimde. Her doğumgününde aynı dileği dileyip tekrar tekrar diri tutuyoruz ve güçlendiriyoruz, birbirimizn hayatında kalma isteğini. Ve iyilik meleğim; sıra sana geldi. Şimdi aynı dileği tut samimiyetimiz, kardeşliğimiz, dostluğumuz için. Sonra tüm dileklerin için birer yıldız kaydır gökyüzünden.
Tam da gününden yola çıkalım. Bugün doğumgünün ve dünyaya gelişinden bu yana hayat,yolumuzu nasıl çizdiyse kesişti bir noktada ve sonrasında aynı yolda devam ettik. Bunu anlamak ve biri için söylemek kolay değil. Ama ben eminim ki sen benim için bir şanstın. Seninle tanışmak bir şanstı. Farklı şehirlerden gelip aynı üniversitede bulunmak, hatta sınıf arkadaşımın oda arkadaşı olman bir de sınava giderken arkadaşımın bizi tanıştırması. Tabi bir de tanıştıktan sonra ayrılırken benim seni terslemem. Düşünüyorum da iyi ki terslemişim, terslemeseydim bu kadar samimi olmayabilirdik. Hatta kıymetli tuz hikayesini kendimize uyarlamayabilirdik. Kankam, bilgisayarın nedeniyle odamızın 7. Elemanı,iyilik meleğim, ağabeyim, dostum olmayabilirdin. Düşüncesi bile kötü. İyi ki bunların hepsi olmuşsun benim için.
Bazen düşünmeden duramıyorum ben ne yaptım da senin gibi bir dostu hak ettim diye? Ama galiba büyük güç bana ayrıcalık tanıdı ne dersin? Bu ayrıcalığın karşılığını hiçbir şekilde ödeyemem biliyorum. Üstelik hakkımmış gibi bu ayrıcalığın hayatımdan çıkmasını istemiyorum. Belki bu çok samimi istek geri çevrilmez ve uzun uzun yıllar sonra biriktirdiklerimizi, yürüdüğümüz yolu konuşuyor oluruz. Daha yolun çok başındayız ve uzun bir yol olmasını umuyorum. Güzel, mutlu anılarla bitecek bir yol. Birbirimizi güzel hatırlamak adına…
Dip Not: şşşşşşşşşşşşşş sessiz ol!! Fısılıtı halinde yüreğine konduruyorum hak ettiğin en güzel şeyleri yaşama dileğini. Kimse duymasın hatta sen bile duyma. Güzel yüreğin bilse yeter. Beni seninle karşılaştıran büyük güç , bilse, yardım etse yeter. Tekrar tekrar teşekkür ediyorum seni karşıma çıkardığı için. İyi ki varsın, iyi ki doğdun: hayatıma giren en temiz ve doğru insan. Hoş gelmişsin hayatıma. Mutlu, umutlu güzel yaşlara…
VE SON NEFES
Duygular, vicdanlar, son sözler, son sarılmalar, son af dilemeler, son pişmanlıklar, keşkeler haykırmaya başlar son nefeste. Bütün bunlara gem vurulur son nefes alınmadan. Çünkü alınanın son nefes olduğu, hayata tutunmak için son yol olduğu bilinmez. Bittikten sonra ağır basan gururun yaptırdığı, gem vurduğunuz, susturduğunuz her şey birikmiştir ve çığlıklara dönüşmüştür. Artık bu çığlıklara kulağınızı tıkayamazsınız. Susturduğunuzda sağırlaştırdığınız ruhunuz sizi ele geçirir ve kaçamazsınız. Zirveye de kaçsanız, okyanusun dibine de dalsanız, köreltici ışığa da koşsanız ya da görmemek için karanlığa da kilitlenseniz nafile…
Geç kalınmışlar dile dökülür ve kurulan her cümle KEŞKE ile başlar. Bu sözle başlayan cümleniz ne kadar çoksa vicdanınızı o kadar susturmuş ve birçok şeyi o kadar ertelemişsinizdir. Gözyaşıyla kurtulamazsınız yüzünüzü ıslatan yaşlar arındırmaz sizi.
Şimdi alınan her nefesin son nefes olduğunu düşünerek vicdana, kalbe, dile, kollara vurulan her kilidi söküp herkese kapıyı sonuna kadar açmalıdır. Söylemek istediğiniğizi söyleyin, sonuna kadar sevin, sarılın, af dileyin. Yoksa hayata tutunmak için o son nefesin süresinin bir saniye de olsa uzması için her şeyinizi feda etmek geç olabilir. Ve son nefesten sonra kaçamayacağınız bir ses, içinizden ta en derinden haykırır da…
Erkek kadına dedi ki:
- Seni seviyorum,
ama nasıl?
avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya,
çıldırasıya…
Erkek kadına dedi ki:
- Seni seviyorum,
ama nasıl?
kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beşyüz
yüzde hudutsuz kere yüz…
Kadın erkeğe dedi ki:
- Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana…
Ve artık
biliyorum:
Toprağın
Yüzü güneşli bir ana gibi
En son, en güzel çocuğunu emzirdiğini…
Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olanın parmaklarına
başımı kurtarmam kâbil
değil!
Sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak…
Sen
yürümelisin,
beni bırakarak…
Kadın sustu.
SARILDILAR
Bir kitap düştü yere…
Kapandı bir pencere…
AYRILDILAR…
Nazım Hikmet Ran

Son Yorumlar